[email protected] +90 (216) 326 57 00

YAŞAM ALANLARINDA SIFIR ATIK

Yapılan istatistik çalışmalarında refah düzeyi arttıkça kişi başına üretilen atık miktarı da aynı şekilde artmaktadır.  Düşük gelirli ülkelerde günlük atık üretimi 0,29 kg/kişi iken bu miktar yüksek gelirli ülkelerde 2,1 kg/kişiye kadar ulaşmaktadır. Ülkemizde ise  bu oran 1,1 kg/kişi olarak alınmaktadır. Ayrıca atık karakterizasyonu bölgelere göre ve gelir seviyesine göre değişiklik göstermektedir.   Örneğin, düşük ücretli hanelerde oluşan atıkların yaklaşık %64’ü  organik atık iken, bu oran yüksek gelirli bir hanede %28’lere kadar düşmektedir. Refah düzeyi yükseldikçe, hem kişi başına düşen atık miktarı artmakta hem de sadece organik atık değil aynı zamanda plastik, kağıt, metal, cam  gibi atıkların oranı da artmaktadır.
Değişen dünya düzeni ile yaşam alanları daha çok güvenli, farklı aktivitelerin olduğu, insanların yaşam alanı dışına çıkmadan her türlü ihtiyacını karşılayabileceği sitelere dönüşmüştür. Özellikle büyük şehirlerde artan site yaşamı ile birlikte sadece ev içerisinde değil yaşam alanı içinde kullanılan ortak alanlardan kaynaklı da atık oluşumu mevcuttur. Site yöneticileri, site içerisinde farklı alanlara plastik, cam vb. atıkların toplanması için kumbaralar koyarak çevresel sorumluluklarını yerine getirdiklerini düşünmektedir. Ancak sıfır atık hedefleri için bu yeterli bir çözüm değildir.
Yaşam alanlarında sadece tehlikesiz değil aynı zamanda tehlikeli olan birçok atık sınıfı bulunmaktadır. Özellikle temizlik ve kişisel bakım malzemelerinin çoğu tehlikeli atık sınıfına girmektedir. Evlerde atıkların beraber toplanması, geri dönüşümü olabilecek olan atıkların kullanılmamasını sağlamaktadır.  Ülke genelinde %90’ı aşan bir oranda, atıklar kaynağında ayrıştırılarak toplanmamaktadır. Bu da ikincil hammadde olarak kullanımı ortadan kaldırmaktadır.

ÇEVRE YÖNETİM SİSTEMİ (ISO 14001) VE SIFIR ATIK

Ürün ve hizmet üreten firmalar herhangi bir yönetim sistemine sahip olmasa da yasal mevzuata uymak ve sürekliliğini sağlamak zorundadır.  Herhangi bir yönetim sistemi kurulmuş olması özellikle yasal mevzuata uyum konusunda firmalara kolaylık sağlamaktadır. Son yıllarda Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından “sıfır atık projesi” olarak lanse edilen ve geçtiğimiz günlerde de yönetmeliği yayınlanan sıfır atık yönetmeliği sadece sanayi kuruluşlarını değil hayatımızın tüm aşamalarına da girmiş durumdadır.  Yönetmelikte amaç olarak “ ham madde ve doğal kaynakların etkin yönetimi ile sürdürülebilir kalkınma ilkeleri doğrultusunda atık yönetimi süreçlerinde çevre ve insan sağlığının ve tüm kaynakların korunmasını hedefleyen sıfır atık yönetim sisteminin kurulması , yaygınlaştırılması, izlenmesi vb.  konularda ilke ve esasları “ belirlemek olarak tanımlamıştır.  Çevre Yönetim Sistemindeki çevre yaşam döngüsüne baktığımızda sıfır atık yönetmeliğinin uygulanması halinde standart şartlarının da karşılandığını görebiliriz.

Çevre Yönetim Sistemi kapsamında hazırlanacak olan Çevre Politikası’nda üst yönetimin “atık minimizasyonu ve çevrenin korunması” ile ilgili taahhüdün olması, operasyonel kontrolde ise proseslerin tüm aşamalarını kapsayan yaşam döngüsü içerisinde doğal kaynak kullanımının ve atıkların kontrol edilmesi için gerekli çalışmaların yapılması şartı bulunmaktadır. Bu kapsamda Çevre Yönetim Sistemi Standardı;

  • Kullanılan ham maddelerin satın alınması aşamasında çevreye daha az zarar verecek olanların seçilmesi ( örneğin aynı ham maddenin çevre dostu ambalajlı olanının tercih edilmesi, daha az su ve enerji kullanılan makinelerin tercih edilmesi gibi),
  • Ürün / hizmet tasarımı sırasında çevresel faktörlerin dikkate alınması ve ürünün üretiminden, bertaraf edilene kadarki süreçlerde dikkate alınması ( su ve enerji kullanımı az olan ürün üretilmesi gibi),
  • Üretim aşamalarında ortaya çıkan atıkların sınıflandırılması ve atıkların kaynağında azaltılması için gerekli kontrollerin yapılması ( temiz üretim çalışmaları, operasyonel kontrol çalışmaları),
  • Doğal kaynak kullanımının takip edilmesi ve kullanımların azaltılması ( örnek ısı eşanjörleri),
  • Üretimde atık ayak izi, enerji ayak izi, su ayak izinin belirlenerek, ürün / kişi başına düşen miktarın periyodik olarak azaltılması,
  • Yasal mevzuatın periyodik olarak gözden geçirilmesi ve uygunluğun değerlendirilmesi,
  • Atıkların bertaraf tesisine gönderilmesi sırasında geri kazanım veya yeniden kullanım ilkelerine öncelik verilmesi

İlkelerine göre inşa edilmiştir.  Tüm bu ilkeler dikkate alındığında sıfır atık yönetmeliğine uyum için gerekli altyapı yapılmış ve  sıfır atık  yönetim sistemi kurarak Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na iletilmesi için birçok çalışma yapılmış olacaktır.

SATIŞ EĞİTİMİ

Satış Eğitiminin Etkileri

Satış eğitimi, satış temsilcisinin yeteneklerine dayanır. Satış temsilcisinin deneyimleriyle getirdikleri, satış eğitimi yoluyla davranışa dönüşür. Sadece yetenek, satış temsilcisinde istenilen davranışları yaratmaya elverişli değildir. Üstelik satış eğitimi, kişide yeni yetenekler de yaratabilir. Hatta deneyimden daha etkili olarak, satış temsilcisini yeteneklerinin sınırı içinde, istenilen yönde değiştirme gücüne de sahiptir.

Satış eğitimi, satış temsilcilerini geliştirerek kişisel verimliliklerini arttırmakta ve böylece her satış temsilcisinin başarısı sonuçta işletmeyi olumlu yönde etkilemektedir. Etkin satış eğitimi, satış temsilcilerinin tutum, davranış, beceri ve bilgilerini genişletir. Satış temsilcileri artan performansı da doğrudan satış gelirlerinin ve toplam kazancın artmasına yönelir….

İSTATİKSEL PROSES KONTROL (SPC)

İstatiksel Proses Kontrol Nedir ?

İstatiksel tekniklerin kullanılarak bir prosesin, firmanın ve müşteri kriterlerinin karşılanıp karşılanmadığının izlenmesi, ölçülmesi ve istatiksel verilerin çıkarılmasını sağlar. İzleme ve ölçme faaliyetlerinde karşılaşılan olağan dışı durumların tespiti sağlanarak düzeltici faaliyetler alınmasını esas kılar. Özel üretim proseslerinde özellikle uygulanır. Karakteristik olarak özel üretimi olan prosesler müşteriye sağlayacağı sonuçlar açısından çok daha kritik olduğu için izlenmeli, hata nedenleri oluştukça önlem alınmalı, hedeflenen yetenekte ve nominal ölçülere yakın parçalar üretilebilmelidir. Üretim prosesi sonucunda proses yeteneği hesaplanarak, prosesin hedeflenen yeteneğe ne kadar yakın parça ürettiği değerlendirilebilmelidir.

EĞİTİMDE BEDEN DİLİ

SUNUM DURUŞU

Sunum duruşu, ergonomik olarak en rahat edebileceğiniz, uzun süre ayakta kalmanızı ve konuşmanıza rağmen enerjinizi en ekonomik şekilde kullanmanızı sağlayacak duruş şeklidir. Ayaklarınız omuz genişliğinizde açılmış ve yan yana olacak şekilde, kollarınız iki yanınızda serbest, dik bir şekilde durun. Omuzlarınızı serbest bırakın. Okumaya Devam Et

MİZAH, KOMİKLİK VE GÜLMEK

“Yalnızken ya da başkalarıyla birlikteyken gülün. Karşılaştığınız güçlüklere komik yönlerini dikkate alarak bakarsınız, kendinizi o güçlüğün içinde değil dışında bulursunuz ve güçlük doğuran probleme ve hatalarınıza daha değişik bir açıdan bakma imkanına kavuşmuş olursunuz.

Böylece hatalarınızı daha iyi anlayabilirsiniz. Hataları anlamak onları düzeltmek için ilk adımı atmak demektir.

Okumaya Devam Et

KURUMSAL ATALET

Kurumsal Atalet Nedir ?

Atalet, “atıl” kökünden gelir. Fizik biliminde “eylemsizlik hali” demektir. Nesnelerin iki temel durumundan /atalet hali ve hareket hali) birini ifade eder.

Kurumsal atalet, bir organizasyonun amaç ve fonksiyonlarını yerine getirmek için harekete geçerken ve kurum dışında gelişen durumlara tepki verirken geç kalması, yavaş olması, rakiplerinin gerisinde kalmasıdır.

Okumaya Devam Et

Krizin Olumlu ve Olumsuz Etkileri

Olumlu etkilerinden başlayalım;

  • Yeni pazar arayışları yaratır,
  • Yarım kalan projelerin devam etmesini sağlar,
  • Kara geçme düşüncesi ağırlık kazanır,
  • Dış pazarlara açılma gereği doğar,
  • Maliyetlerde tasarrufun önemi ortaya çıkar,
  • Dış çevreyle iletişim artar,
  • Kriz deneyimi kazanılır, ekip çalışması güçlenir,
  • Yöneticiler ve çalışanlar arasında yakınlaşma sağlanır,
  • Kalitenin önemi anlaşılır
  • Son olarak çalışanlar işlerinin önemini anlar.

Okumaya Devam Et

ISO 22301 İŞ SÜREKLİLİĞİ, ISO 27001 BİLGİ GÜVENLİĞİ VE ISO 31000 RİSK YÖNETİMİ

İş Sürekliliği ve Siber Güvenlik 
Siber güvenlik ve iş sürekliliği yönetimi arasındaki bağlantı, ilk olarak risk analizi aşamasında ve ikincisi iş sürekliliği planlarının geliştirilmesi sırasında, acil durum prosedürlerimiz.
İş sürekliliği planının geliştirilmesinin başlangıcında, siber güvenlik uzmanları, kritik görevlerin yerine getirilememesine veya kritik verilerin kaybolmasına neden olabilecek potansiyel tehditler ve potansiyel riskler konusunda çok önemli bilgiler sağlayabilir.

Okumaya Devam Et